"Senin şu anda bir şirkette CEO olman lazım..."
Posted: 20 Mart 2010 Cumartesi by Orçun Ersan inDün akşam evde oturup miskinlik yaparken bir arkadaşımın ev oturması davetine icabet ettim... Güzel donatılmış bir sofrada yemeklerimizi yedikten sonra kahvelerimizi içerken müzikten açıldı konu... Bu müzik denilen hususta bildiklerim tanığım birçok insan tarafından takdir konusu olmuştur sürekli... Sağolsunlar... Bir ara kendimi kaptırmış konuşurken, arkadaşımın kurmuş olduğu "Senin şu anda bir şirkette CEO olman lâzım, hâlâ nelerle uğraşıyorsun" cümlesi, kafamda içi suyla doldurulmuş bir balon gibi patladı adeta...
35 yaşındayım... Bu yaşa kadar çok fazla şey yaşadığımı söyleyebilirim kendi adıma... Burada görmüş geçirmiş adam edebiyatı yapma niyetinde de değilim ama düşünmeden de edemedim bu cümleyi duyduktan sonra... Ben gerçekten CEO olabilirmiydim ? Cevabı çok kolay : Elbette hayır... CEO'luk denen şey ciddi bir yetenek gerektiriyor bir kere... En başta seçilmiş olmalıyım... Star Wars'daki Luke Skywalker ya da Matrix'deki Neo gibi yetilere sahip olmalıyım bir kere... Mutlak surette bir akıl hocam olmak zorunda... Beni ince ince işleyerek iş dünyasının orospuluklarını öğretip bu orospuluklara karşı dirayetimi sınamalı gerek en başta... Belirli sınavlardan, testlerden geçmeliyim... İyi yerlerde düşüp kalkmalıyım... Gardrobumda mutlaka birden fazla Armani ya da Zegna takım elbisem olmalı... Bir residence'ta kalmalıyım... Apartman dairesi CEO'luk jargonuna sürülen ve yeryüzündeki hiçbir temizlik malzemesinin çıkaramayacağı bir lekedir çünkü... Sonra önemli adamlarla tanışmalıyım sürekli... Belirli vakıflara ve klüplere üye olmalıyım... Kuşe kağıda basılı bir sürü derginin abonesi olmalıyım... En çok da şu rakamlarla ilgili olanlarına...

Ne çok şey var değil mi yazmaya kalkınca... Ben CEO'luğu geçtim... Daha önce çalıştığım yerlerde "Şef" lik statüsüne bile yükselememiş bir adamım... Hiç de rahatsızlık duymuyorum bundan... Doğum tarihine göre yaşımın başında 3 rakamı olmuş olabilir... Fizyolojik olarak da bunu hissediyor olabilirim zaman zaman ama ruhen hiç o yaşta hiseddemiyorum ki ben... Yani o yaşta bir adam ne konuşmalıdır, nasıl davranmalıdır, sorumlulukları neler olmalıdır hiç düşünmedim... Eskiden nasıl düşünüyorsam şimdi de aynı düşünüyorum... Servise binip şirkete giderken, sabah gazetenin ekonomi sayfasını hiç okumadım... Genellikle mp3 player'ımın kulaklıkları takılı halde ya Led Zeppelin ya da The Doors dinliyor olurdum çünkü... Pek fazla mesaiye de kalmadım... Normal çalışma saatlerimde paydos edip eve döndüm... Şu motivasyon kisvesi altında organize edilen "Bakalım bu herif / hatun içince dili çözülüyor mu" temalı şirket yemeklerine çok nadir katıldım... Dilimi çözmeye çalışanların dillerini çözdüğüm için de hep ben kötü oldum...
Şimdi işler değişti... Köprünün altından çok sular aktı... Yakın zamanda hayatıma girip çıkan bir "plaza kadın"ı bu "bussiness rules" denilen şeyi bana tüm tafsilatıyla izah etti... Fotoğraf makinesinde diyaframı her açışınızda ya da kısışınızda stop arttırmak ya da azaltmak diye bir tanım vardır... İnanın bana diyaframım öyle bir açıldı ki artık kısmak için epey bir geriye dönmem lazım... Kurallar belli... Uygulayacak saha arıyorum şimdi... Hele bir bulayım, el mi yaman bey mi yaman o zaman görecek iş dünyası... Messi gibi oynamazsam namerdim :)